SINIRSIZ YALNIZLIK
Yazarın
odası kitabı çeşitli yazar ve şairlerle yapılmış
röportajlardan oluşuyor. Orhan Pamuk’un da önsözünü yazdığı kitapta ortak fikir
şu; iyi yazmak için disiplinle yazmak, çok yazmak, daima yazmak ve kesinlikle
kafa ayıkken yazmak gerekiyor… Çay-kahve sigara da bu işin cilası.
Truman
Capote: Söyleşiyi Pati Hill 1957 yılında yazarın Brooklyn Heights’taki
büyük sarı evinde Buldog cinsi Bunky adlı köpeği yanındayken yapmış.
“Asla ama asla bir
eleştirmene cevap vererek kendinizi küçük düşürmeyin.”
Ernest Hemingway:
Üç bufalo boynuzunun asılı olduğu yatak odasında yazan yazar işleri ters
gittiğinde boynuzlara bakıp "en azından av başarılı geçmiş" diyerek keyfi yerine
geliyormuş. Roman sanatı üzerine sorulan sorulara kaçamak cevap veren ya da
cevap vermekten kaçan yazarla röportajı 1958 yılında George Plimpton yapmış.
“Kuyu ilham perinizin
olduğu yerdir.”
“İyi bir yazar için en
esaslı hüner; bedeninde şoka dayanıklı, saçmalık algılama cihazına sahip
olmaktır. Buna yazar radarı da denir, bütün büyük yazarlarda vardır.”
T.S.Eliot: Ezra Pound’a
dair sorular üzerine gülümsemekle kalmayıp ağız dolusu kahkahalar atarak küçümseyici
cevapları Donald Hall’a 1959 yılında New York’taki bir apartman dairesinde
vermiş.
“Bir insanın, iki dilde
aynı güzellikte harika ya da sadece iyi diyebileceğimiz şiirler yazdığı
görülmemiş. Şiirde kendinizi ifade etmek için bir dil seçmek şarttır.”
Jorge
Luis Borges: Başında kasketi, omuzlarından dökülen ceketi, neredeyse artık
hiç görmeyecek durumdaki gözleri ve istemsiz kapanan bir göz kapağıyla utangaç,
çekingen ve içine kapanık Borges’le röportajı iki geniş döner kitaplık olan ofisinde
1967 yılında Ronald Christ yapmış.
“Zekânın şiire pek
katkısı yoktur. Şiir çok daha derinlerden gelir, zekâdan daha öteden bir
yerlerden gelir, bilgiyle bile alakası olmayabilir.”
“İyi yazılmış bir
sayfada bütün sözcükler aynı yöne dönük olmalı.” ( Bunu Stevenson’dan alıntı
yaparak hatırlatıyor.)
Rebecca West:
Kısa beyaz saçları, mafsal ağrılarından dolayı elinde bastonuyla yüksek
ağaçlara bakan Londra’daki cumbalı evinde “mutluluğu sokağa atmak için
güvenilecek erkek hiç eksilmez” diyen yazarla 1981 yılında Marina Warner
konuşmuş.
“Erkekler dünyayı her
nesnenin ana hatlarını gösteren ama doğasındaki ayrıntıları es geçen ay
ışığında görürler.”
Gabriel
Garcia Marquez: İngilizceyi çok iyi bilmesine rağmen iki oğlunun
çevirmenliğiyle 1981 yılında Peter H.Stone’un sorularını Meksiko City’nin
renkli çiçekleriyle süslü San Angel Inn’deki evinde cevapladığında geniş
omuzlu, ince bacaklı ve bir seksen boyundaymış, kıvırcık koyu saçları ve
kocaman bıyıkları varmış.
“Gazetecilikte tek bir
yanlış bütün işi hükümsüz kılar. Romanda ise tam tersi, bir tek gerçek bütün
işi meşru kılar.”
“İnanılır olmak her
yazar için bir sorundur. İnanılır olduğu sürece herkes bir şeyler yazabilir.”
“Gücümüz arttıkça kimin
yalan kimin doğru söylediğini anlamak zorlaşır. Sınırsız güce ulaşınca,
gerçekle hiçbir bağınız kalmaz ve bu en kötü yalnızlıktır.”
“En güç şeylerden biri
ilk paragraftır. Bir ilk paragrafta yıllar harcarım.”
“Esin gerçekten
sevdiğimiz doğru temayı bulunca işin kolayca akmasını sağlayan şey. Sezgi ise
ki o da roman yazarken vazgeçilmezdir, bilimsel araştırmaya ya da özel eğitime
gerek duymadan neyin gerçek olduğunu çözümlemeye yarayan bir özelliktir.”
William Faulkner:
Çocukluğunda bile kitap kurdu olan, hatta okuduğu üniversitenin postanesinde
müdürken bile kitap okuduğu için kovulan, kişisel sorulardan haz etmeyen, Ses
Ve Öfke’yi farklı bakış açılarıyla beş kez yazan yazarla röportajı 1956 yılında
New York’ta Jean Stein yapmış.
“Yazar sürekli dener,
her seferinde bu kez yapacağını, mükemmeli bulacağını düşünür. Elbette bulamaz.
Çünkü yaptığı kafasındaki hayale uyduğu anda boğazını kesip, mükemmeliyetçiliğin
kulesinden atlayıp intihar etmekten başka bir şey kalmaz elinde.”
“Sanatçı (yazar )
gözünü karartıp kendisini işine kaptırandır. Neden böyle olduğunu bilmez ve
çoğunlukla da bunu düşünmeyecek kadar yoğundur. İşini yapmak için gerekirse
soygun yapar, ödünç para alır, dilenir veya birinden ve herkesten çalacak kadar
da bütünüyle ahlaki değerlerden yoksundur.”
“Yazarın ekonomik
özgürlüğe ihtiyacı yoktur, tek ihtiyacı olan kâğıt ve kalemdir.”
“Bir yazarın üç şeye
ihtiyacı vardır; deneyim, gözlem ve hayal gücü, bunlardan iki tanesi varsa
bazen bir de yeter, diğerinin eksikliğini kapatır.”
Stephen King:
Daha önceleri ikibin sözcük, röportajın yapıldığı zaman günde bin sözcük yazan,
bir dönemler uyuşturucu ve içki müptelası, kendisini eleştirenler için “işine
bak” diyen ama başka yazarlar için çok konuşan, popüler roman yazarı, gerilim
ustası, korku edebiyatının dehası gibi yaftalardan rahatsız olmayan bilakis
hoşuna giden, başarıyı çok satmaya bağlayan ve rekabet etmekten korkmayan, en
çok sevdiği, ya da beğendiği kitabının Bir
aşk hikâyesi olduğunu açık açık söyleyen yazarla röportajı Chistopher
Lebmann-Haupt 2006 yılında yapmış.
En çok Faulkner ve Marquez’le yapılan
röportajlardan hoşlanmış olsam da- ki bunda röportajı yapanların yönlendirmeleri,
doğru soru sormaları ve yazarı çok iyi takip etmelerinin ve tanımalarının
etkisi mutlaka vardır- kitabın tamamında yazmaya dair birçok sorunun, merakın
cevapları gizli ve belki de çok açık; insan bazen gözünün önündekini görmez!
Bunca büyük yazar ve şairin evine, ofisine konuk olurken yazma
alışkanlıklarından, etkilendikleri yazarlara kadar merak ettiğimiz birçok
sorunun cevabını da almış oluyoruz. Yazarın
odası iyi derlenmiş bir kitap.

Yorumlar
Yorum Gönder