KARDEŞİMİN HİKAYESİ
Yoldan geçen birini durdurup, gelin size
ilginç hikâyeler anlatacağım deseniz neyle karşılaşırsınız? Muhtemelen ya size
aldırmayacaktır, ya da ne tuhaf insan diyebilir, deli midir nedir de diyebilir.
Ama bir vesileyle sizinle yolları kesişmiş biriyle, çay içerken ya da bir
şeyler içerken ya da yerken konu konuyu açıp ilginç hikâyeler anlatmaya
kalkarsanız, size ne garip bir insansınız demeyecektir. Deli demek daha iddialı
bir sav olduğu için garip ya da tuhaf demeyen deli hiç demeyecektir.
Livaneli’nin kardeşimin hikâyesi romanı da
aynen böyle bir şekilde başlıyor. Ahmet’in yaşadığı gözden ırak Karadeniz
kıyısındaki köyde yakın arkadaşı bir kadının öldürülmesi üzerine cinayeti
araştırmak için gazeteci genç bir kız gelir köye. Öldürülen kadının arkadaşı
olduğu için ilk Ahmet’le konuşmak ister. Konuştukça Ahmet’in çok ilginç biri
olduğunu söyler. Sohbet ilerledikçe bunu müteakip seferlerde dile getirir.
Fakat biz Ahmet’in o zamana kadar hiçbir ilginçliğine, tuhaflığına rastlamamışızdır.
Yazar bunun altını özellikle çizer gazeteci kız vasıtasıyla. Dolayısıyla Ahmet
hiç de ilginç olmadığı halde bize (okuyucu) öyle olduğunu belletmeye çalışır.
Evine üç kişiden başka kimsenin girmediği yaşlı,
emekli, inatçı ve ketum bir adamın hiç tanımadığı bir gazeteci kız karşısında
çenesinin düşmesi hayli ilginç olsa da her seferinde gazeteci kız evde kalsın
diye bir yem atması, bize ve kıza; yok arkadaş istesek de istemesek de bu adam
aklındaki yüreğindekileri anlatacaktır, bari zevk almaya bakın demeye
getiriyor. “Size Svetlana’yı ve o evin içini anlatabilirim. Bir şartla… Eğer
akşam yemeğini benimle yerseniz” anlatıcının (Ahmet ) neden öyle bir şeye
ihtiyaç duyduğunu anlamayız. Yazar anlatmaz bize, tahminlerimizden biri
yalnızlıktandır herhalde, birini buldu konuşmak, paylaşmak istiyordur ki bu da
şunu çıkarır karşımıza; bu yaşlı, emekli mühendis zaten yalnızlığı, inzivayı
kendi isteğiyle tercih etmemiş miydi? Yani bilinçli bir tercihle o köyde (Podima)
yaşıyordur. O halde ne sebepten olabilir ki? Cinsel bir beklentisi mi vardır
kızdan? İnsanın aklına başka sebep de gelmiyor. Peki, yemekten sonra hangi
istek ya da şart gelecektir? Diğer bir aksaklık da sürekli küçük ilginç hikâyeler
anlatırken gazeteci kıza iki de bir sözü kardeşine getirip onun hakkında hiçbir
şey anlatmayarak okuyucuda merak uyandırmaya çalışması. Anlatmayarak merak
oluşmaz ki sadece okuyucu uzaklaşır. Merakın en güzel örneğini ikinci kısımda
yazar zaten bize yaşatıyor.
Kitabın asıl omurgasını oluşturan kısım
Mehmet’i anlattığı ikinci bölümdür. Bu bölüm daha ilginç, sürükleyici ve
heyecan uyandırıcıdır. Okuyucuyu burada yakalar yazar. Birinci bölümdeki aşk
üzerine söylediği kâbus dolu sözleri bu bölümde ete kemiğe büründürür. Okuyucu
artık sonu kötü biten kahredici bir aşk ya da karasevdaya hazırlamıştır
kendini. Yeni bir Leyla ile Mecnun,
Kerem ile Aslı hikâyesinin geleceğini tahmin ediyordur. Tek yapmaları gereken
şey binbir gece masallardaki gibi hikâyenin sonunu öğrenmek için biraz sabır
etmeleri gerektiğidir.
Kardeşimin hikâyesi romanı iyi kurgulanmış,
okuyucunun sabrını sınayan, dönem dönem şaşırtan, final kısmı için hiçbir
şekilde açık vermeyen ustalıklı bir eser.
http://www.insanokur.org/?p=52071
Yorumlar
Yorum Gönder