Kayıtlar

Kasım, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SAVAŞ ÜSTÜNE SAVAŞ: İKİ AYRI YERALTI DÜNYASI

Resim
  Savaş Üstüne Savaş ya da orijinal adıyla One Battle After Another, Paul Thomas Anderson’ın Thomas Pynchon’un Vineland romanından uyarladığı bir film. Vineland romanını Türkçeye Berkan M. Şimşek çevirmiş, merak edenler İthaki Yayınlarından edinebilirler. Ben, yönetmenin Manolya ( 1999 ) ve Kan Dökülecek ( 2007 ) filmlerini daha önce izlediğim için Savaş Üstüne Savaş’ı belki başka bir yere koyabilirim. Filmin ana izleği, kendine Fransız 75 Devrimci Harekâtı diyen bir grubun Amerika’daki göçmen karşıtı uygulamalarını bertaraf etme eylemleri esnasında gelişen olaylara odaklanan aksiyonu ve gerilimi iyi ayarlanmış yer yer kara komediye meyleden bir film. Filmin açılış sekansında devrimcilerin Amerika-Meksika sınırındaki göçmenlerin bekletildiği bir yeri kolayca ele geçirmeleri ve sorumlu subayı derdest etmeleriyle nasıl örgütlü ve organize olduklarını gösterir yönetmen. Bir felsefeleri, amaçları, hedefleri ve ideolojik birikimleri olduğunu anlıyoruz. Ajan provokatör eylemciler Film il...

MİRAN RAPSODİ: EL VER ELİME

Resim
  İsa Balcı’nın Miran Rapsodi öykü kitabı Metinlerarası yayıncılıktan çıktı. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var, öyküleri okurken şiir tadı alıyorsunuz. Kısa cümleli keskin vuruşlar… Elbette şiirsel tadı veren sadece bu biçimsel özellikler değil, esas damağınıza bıraktığı o şiir tadını konsantre sözcüklerin birbirini çağıran uyumlarında hissediyorsunuz. Öyküler ezberlenilenin, alışagelenin dışında bir tarzda yazılmış. Kısacası ezber bozan öyküler dememin hiçbir sakıncası yok. Yazar özellikle klasik öykülerden ayrılan bir teknikle belirlemiş üslubunu ve ortak birkaç temadan uzaklaşmamış. Karakterleri dirençli, direngen ve çalışan insanlardan seçmiş/oluşturmuş. Bir şekilde sistemin çarkları arasında ezilip horlanmış dışlanmış kişiler. Ama sinip bir köşeye çekilmemişler. Yaşadıklarını haykıran güleç insanlar. Ömrünü çalışmaya vermiş, çalışmaktan başka bir şey bilmeyen alnı terli, yüreği geniş insanlar. Yalnızlığı bir tercihten ziyade hayatın dayadığı bir zorunlulukla yaşantısını heb...

SONSUZLUK KAPANI: PARANIN TAHAKKÜMÜ

Resim
  Dark Polisiye öykü seçkilerinden tanıdığımız Selin Bak ’ın Maceraperest Yayınları ndan çıkan Sonsuzluk Kapanı polisiye romanı polisiye severleri sevindirecek bir eser. Polisiye okurlarının yerli polisiyedeki beklentilerinin çağın gerektirdiklerine uygun olarak değiştiğini fark eden yazarlar kendilerini bu yönde hazırlıyorlar. Bu yazarlardan biri de ilk roman için oldukça başarılı bir eser ortaya koyan Selin Bak. Polisiye edebiyatındaki suç türleri teknolojinin ve bilimin gelişmesine paralel olarak siber suçlar, genetik, dijital ve bilişim suçlar olarak çeşitlendiğinden klasik konulardan ayrışan eserlere ilgi göstermeye başlayan okuyucuya yerli yazarlar da artık kayıtsız kalmıyor. Sonsuzluk Kapanı’nın ilk yarısı karakterlerin ve mekânların tanıtımıyla ilerlerken bir kayıp vakasının sıradanlığıyla başlıyor. Başkomiser Asya ve yardımcısı Çetin tipik yurdum insanı edalarında. Ayakları yere basan sahici insanlar; karton bardaklarda çay içip fastfoodlarla beslenecek derecede koşuştura...